31 Ekim 2011 Pazartesi

PKK, PROFESYONEL YARDIM ALIYOR

PKK’nın stratejisinde değişiklik olduğunu, eğitim, lojistik, istihbarat ve silah anlamında çok farklı kanalların devreye girdiğini söyleyen özel harpçi emekli Albay Mete Yarar, Kuzey Irak’a yapılan askerî operasyonun daha öncekilerden çok farklı olduğunu belirtiyor.

Güneydoğu’da uzun süre görev yapan, özel harpçi emekli Albay Mete Yarar, Kuzey Irak’taki son harekâtın, tamamen profesyonel birliklerin kullanıldığı ilk sınır ötesi operasyon olduğunu belirterek “Bu bir milattır. Her yönü ile sonuçları farklı olacak.” diyor. PKK’nın 2007’den beri bölgeye gelen profesyonellerden eğitim desteği aldığını ve sadece özel ordularda bulunması gereken araçları kullanmaya başladığını söyleyen Yarar, ayrıca bazı ülkelerin de örgüte istihbarat yardımı yaptığını ifade ediyor. Ekopolitik dergisinin danışmanlığını da yapan Mete Yarar, sorularımızı cevapladı.



-“PKK, profesyonel bir ekip tarafından yapılandırılmaya çalışılıyor.” diyorsunuz. Nereden vardınız bu sonuca?
PKK’nın son eylemlerine baktığımızda özel teknikleri uygulamaya başladığını görüyoruz. Gerek kırsalda gerekse şehirlerdeki saldırıların tamamı özel eğitim gerektiriyor. Ancak zamanında kullanmış birileri bunları size öğretebilir. Ayrı bir zekâ işi, ayrı bir bilgi birikimi işi bu eylemler.

-Ne zaman başladı bu yeni süreç?

2007’den itibaren bakarsak hem taktik hem de kullandığı araç ve aparatlar değişmeye başladı. Dağlıca ve Çukurca’daki saldırılardan da bazı teknolojik yardımların alındığı anlaşılıyor.

-Ne tür yardımlar?

Normalde özel birimlerde bulunması gereken malzemeler var ellerinde. Bu da profesyonel bir yardım aldığını gösterir. Tekniği öğrenebilirsiniz ama özel malzemeleri nereden buldunuz?

-Özel malzeme nedir?

Mesela, herkeste bulunmayan, özel ordularda bulunabilecek termal cihazlar, noktalayıcılar, silah üstüne takılan bazı aparatlar, özel mesafe ölçme cihazları vardır. Eskiden M16 gibi silahlar kendi üst düzey militanlarda bulunurken, son dönemlerde (Suriye ekibinde sınırdan geçerken 7 kişi öldürülmüştü. 7’sinde de M16 çıktı) bütün militanların elinde var. Şimdi biz bile özel birliklerimizdekilerin dışındakilere M16 veremezken PKK nasıl herkese vermeye başladı?

-Peki, nereden geldi bu silahlar?

Devletin bu soruların cevaplarını bulması lazım.

-Son saldırıda bu özel cihazlar ve silahlar kullanıldı mı?

Bu kadar büyük sızmalar yapabilmeniz için üstün teknolojiye ihtiyacınız var. Birliklerin elinde radarlar, termal kameralar bulunuyor. Bunların yaydığı birer de dalga var. Siz militanları ancak bunları algılayan cihazlar varsa bulabilirsiniz. Ancak termal kameralar teröristlerin cihazlarını algılayamadı! Boşlukları yakalayarak sınırı geçtiler. Teknolojik anlamda güçlendiğimiz anda karşı taraf da kendini geliştirebiliyor. Bizim teknolojik imkânlarımıza cevap veriyor. Heronları kullanıyoruz. Heronların üzerinde cihazlar var, ısı sistemleri ile buluyoruz teröristlerin yerlerini. Pusarak, durarak kendinizi gizleyemezsiniz.

-Peki, nasıl girdiler sınırdan?

Termal giysi ve örtüler kullanarak… Birkaç kişi sızabilir; onlarca kişinin sızdığı yerde görülmemesi mümkün mü?

-8-9 ayrı yere aynı anda saldırı nasıl yapılabildi?

Elinizde belli sayıda helikopter var. Hangi tarafta daha ağır yardım talebi var, onu bekliyorsunuz. Sizin harekât merkezinde yeterli miktarda gücünüz olmayabilir, bunu nasıl dağıtacaksınız? Aynı anda planlayabilir misiniz? Bu ayrı bir taktiktir, ayrı bir zekâdır.

-Bu taktiği kurmay bir zekâ mı veriyor?

Kurmay değil, bu çok özel bir tekniktir, bu saha işidir. Sahada operasyonel birimin başında bulunan birinin planlamasıdır. Kurmay zekâsı, normal bir taktiksel savaşı planlar. Bu ise ayrı bir zekâdır, gayrinizami harp zekâsıdır.

-Bunu kimler kullanıyor dünyada?

2003’te Irak’ta savaş başladığında Amerikan ordusu geldi, yerleşti. 2004’te baktılar ki savaş bitmiyor. Arkasından direniş başladı. Bu güvenlik boşluğunu bir anda Amerikan ordusu dolduramadı. Ne yaptılar? Bu sefer dünyanın her tarafından özel güvenlik şirketleri tutarak bu güvenlik boşluğunu doldurmaya kalktılar. Dünyanın her tarafından bu işi iyi bilen profesyonelleri getirdiler. Kolombiya’dan, Venezuela’dan, Şili’den adamlar getirdiler. Özel taktikleri, bombalamayı bilen ekip oraya geldi. Sayısı 135 bin kişiydi.

-Ne yaptı bunlar?

Amerikan hedeflerini korudular, yeni kurulacak enerji santrallerini, petrol yataklarını vesaire... Ayrıca Irak ordusunun ve aynı zamanda Barzani ve Talabani birliklerinin eğitimini de yaptılar.

-PKK bunlardan yararlandı mı?

Profesyonel destek aldı. İdeolojisi yok bunların. Para karşılığı kiralandılar. Bu bir pazar. Bu pazar ilk defa PKK’nın ayağının dibine bir fırsat getirdi.

-Sınır ötesi harekâtta klasik bir yöntem mi uygulanıyor?

Bu harekât öncekilerin hiçbirine benzemiyor. Bu harekât bir milattır. İsa’dan Önce, İsa’dan Sonra gibi... Operasyonun içeriği o kadar farklı ki operasyon bittikten sonra ortaya çıkacak. Neler kullanıldı, nasıl operasyon icra edildi, belki yüzlerce kalem farklılık var. Cumhuriyet tarihinde profesyonel ordularla yapılan ilk sınır ötesi operasyondur.

-Sonuçları da farklı olacak mı?

Artık bir siyasi hedefi de var operasyonun. Eskiden sadece askerî hedefler vardı. Bunda bir siyasi hedef kondu ilk defa. Ne dedi Başbakan? “Bu iş bitinceye kadar orada kalacağız.”

-Daha önce de bu sözler söylenmedi mi?

Eski operasyonlarda şu oldu: Çekiş Güç vardı o bölgede. Türk ordusu giriyor, bölgede çatışıp geri çıkıyordu. Aradan neredeyse bir sene geçmeden PKK geri dönüyordu. Şimdi ilk defa temizlenen alanın PKK güçlerine teslim edilmemesini sağlayacak bir sistem getirilecek. Türk ordusu o bölgeden ancak, peşmerge güçlerinin PKK’ya geri dönmeme tedbirini aldıktan sonra çekilecektir.

-İçeride PKK eylemleri ve kampları dururken neden sınır ötesine harekât?

Ana karargâhı vurmazsanız tali karargâhlar çok çalışır. Bölgenizde bir baraj var, su kaçırıyor, tarlanızı basıyor. Suyu boşaltıyorsunuz, su tekrar geri geliyor. Gidip barajı onarmanız gerekiyor.

-Lider kadrolar neden hedef alınmıyor?

Bu bir tercihtir. Yöntemler tartışılır. Devlet bunu tercih mi etti, imkânlar buna izin mi vermiyordu? Yapılmak istendi de fırsat mı doğmadı? Yapılanlar başarılı mı olmadı? Bilemiyoruz.

-PKK komşu ülkelerden nasıl ve hangi destekleri alıyor?

Bu sorunun cevabı Öcalan’ın mahkeme kayıtlarında var. Hangi ülkelerden istihbarat, lojistik ve mali destek aldığını açıklıyor. İsim isim, yer yer...

-Eylemlerin şu sırada artmasını nasıl açıklıyorsunuz?

PKK’yı yalnız iç dinamiklerle izah etmeye çalışmak, bu işi bilmemek demektir. PKK dış ülkeler tarafından kullanılan taşeron bir örgüt aynı zamanda. Bu büyüklükte bir örgütün yaşaması için bir veya birkaç ülkenin istihbarat desteğini alması gerekiyor. Bu desteği veren ülkeler Türkiye ile sorun yaşıyorsa, siz de o sorun zamanında diyet borcunu ödersiniz. Ayrıca Türkiye ekonomik, siyasi ve politik olarak büyüyor. Sınırlar büyümese bile etki alanınız büyüyor. Neredeyse Ortadoğu’yu, Avrasya’yı, Kuzey Afrika’yı etkileyecek noktalara gelmişiz. O bölgelerde çıkarları olanların ayaklarına basmış oluyorsunuz. Türkiye’nin bundan aylar öncesindeki dış politika etkisi ile bugünkü dış politika etkisi aynı mıdır? Dışişleri Bakanı, Başbakan, Türk toplumu bütün enerjisini şimdi Kuzey Irak’taki operasyonlara ayırdı, bu konuya endekslendi. Basın, sivil toplum örgütleri bu konuyu tartışıyor. Bu bir ülkenin enerjisini çalmak demektir. PKK sadece maddi zarar vermedi, sadece evlatlarımızı almadı, enerjimizi ve geleceğimizi de çaldı.

-Sınır ötesi operasyon ne kadar sürer?

Başbakan’ın konuşmasına bakmak lazım, süre vermedi. “Nihai hedefe ulaşıncaya kadar” dedi. Nihai hedefin ne olduğunu Başbakan ve Genelkurmay Başkanı bilir. Bu da PKK’nın bölgeden temizlenmesidir. PKK’nın karşısında şimdi onlardan daha eğitimli birlikler var. Bizim özel kuvvetlerimiz yabana atılamaz. Sırf bu iş için eğitilmiş askerlerimiz görev başında.

25.10.2011, AKSİYON DERGİSİ, İDRİS GÜRSOY





Hiç yorum yok: