18 Nisan 2011 Pazartesi

ARAP gençleri neden sokaklarda?


22 A rap ülkesinin kişi başına düşen milli gelir ortalaması 3660 dolar. İki kişiden biri yoksul. Genç işsizlerin oranları; Suriye’de yüzde 20, Lübnan’da 21, Tunus’ta 27. Libya’da 27. Yemen’de 29.

İDRİS GÜRSOY

Tunus'ta Devlet Başkanı Bin Ali ile Mısır'da Hüsnü Mübarek'in devrilmesi Arap dünyasında yeni bir dönemi başlattı. Tunus ve Kahire’de sokaklara dökülen milyonlar, yıllardır ülkelerinin kaderine hakim olan devlet başkanlarını iktidardan uzaklaştırmayı başardılar. Peki olaylar Arap dünyasında demokratikleşmenin başlangıcı olabilir mi? Bu soruya doğru cevap verebilmek için Arap ülkelerinde kitleleri sokağa döken sebeplerin neler olduğuna bakmak gerekiyor.

Dünyada her yıl üç büyük organizasyon üç büyük rapor yayınlıyor. Birleşmiş Milletler’in İnsani Gelişme Raporu bunlardan biri. 2002’den bu yana BM, raporuna “Arap dünyası” bölümünü de ekledi. 80 civarında Arap akademisyen ile ekonomi uzmanlarının hazırladığı rapor, 22 Arap ülkesindeki ekonomik gelişmelere ayna tutuyor. 2007’deki son rapor, Arap dünyası için alarm zillerinin çaldığını haber veriyordu. Robert Fisk ve Bernard Lewis gibi ünlü analistler, Batıyı kamuoyunu, sosyal patlamalarak arşı uyarmıştı. Tahrir meydanı başta olmak üzere pek çok Arap ülkesinde özellikle gençlerin sokağa dökülmesine BM Raporu’nun dile getirdiği çarpıcı rakamlar ışığında bakılabilir;

Genç nüfus patladı; Arap dünyasında 22 ülke var. 7 ülke insani gelişme bakımından daha iyi durumda, 13 ülke orta seviyede. 2’si sınıflandırma dışı. 22 ülkenin toplam nüfusu 1975’te 144 milyondu, 2005’te 314 milyon oldu. Yüzde 120 artış. 2015’te ise 380-400 milyon olacak. Olağanüstü bir genç yığılması var. Tahrir meydanındaki ve diğer şehirlerde sokaklara dökülenler bu genç nüfus.

Gelir dağılımı bozuldu; 22 ülkenin toplam milli geliri dolar cinsinden, cari fiyatlarla 1 trilyon 50 milyar dolar. Ama bu ülkeler arasında büyük faklılıklar var. En yüksek milli gelir Katar’da, kişi başına düşen milli gelir 52 bin dolar. Yemen, olayların en çok olduğu yer, kişi başına düşen milli gelir 718 dolar. 22 ülkenin kişi başına düşen milli gelir ortalaması 3660 dolar. Türkiye’nin üçte biri civarında.

Bütün dünyanın kullandığı petrol ve doğal gazın neredeyse yarısı 8/10 ülkede üretiliyor. Ancak bu ülkeler en büyük kaynaklara sahip olmasına rağmen halklarını geçindiremiyorlar. 30 yıllık dönemde toplam kişi başına gelir artışı yüzde 6.4 oldu. 1970’de petrolün varili bir dolardı. 80’de 36 dolar, bugün 147 dolara geldi. Gelirlerin artmasına rağmen kişi başına gelir artışı artmadı. Gelirler ve kaynaklar; parti, ordu ve istihbaratta toplanıyor. Halka yansımıyor. Paralar şahsi varlıklarda ve silahlanmaya gidiyor. Silaha harcanan para 2006’da 50 milyar dolar. Savunmaya ayrılan bütçe katlanarak artıyor.

İki kişiden biri yoksul: Bir kişi günde iki doların altında gelir elde ediyorsa yoksul sayılıyor. Aşırı yoksulluk ise günde bir doların altında bir gelire sahip olmak demek. Aşırı petrol geliri olan 9 ülkede, 163 milyon nüfusun 65 milyonunun bir doların altında geliri var ve aşırı yoksul. Mısır, Suriye, Lübnan, Fas, Tunus ve Yemen’de iki kişiden biri yoksul. Lübnan’da 4 milyonun 1.5 milyonu, Mısır’da 73 milyonun 30 milyonu, Yemen’de 21 milyonun, 13 milyonu yoksul.

İşsizlik rakamları yüksek; 22 ülkede 30 yılda nüfus yüzde 120 artarken (170 milyon) 15 yaş üstü 30 milyon kişi daha istihdam edilmesi gerekiyordu. En çok 5 milyon kişiye iş imkanı sağlanabildi. 25 milyon olduğu gibi işsiz kaldı. Bunlar olduğu gibi genç, olduğu gibi eğitimli. Lise, üniversite mezunu. Yaşları 15-25 arasında. 2020’de 400 milyon nüfus olacak. Eğer istihdam alanı açılmazsa 51 milyon yeni işsiz gelecek. Genç işsizlerin oranları; Suriye’de yüzde 20, Lübnan’da 21, Tunus’ta 27. Libya’da 27. Yemen’de 29.

Kötü yönetim; Arap dünyasında adalet, iyi yönetim ve geleceğe dair umut yok. Ne var? Yoksulluk, işsizlik, diktatörlük, silah var. Ayaklanmanın dışında kralları göndermek mümkün değildi. Türkiye’de halk beğenmediğini parlamento dışına itiyor. 2002’de, mecliste ne kadar siyasi parti varsa hepsi meclis dışına gitti. Arap ülkelerinde sandığın bu gücü bulunmuyor.


İlhan Kesici; Türkiye Arap dünyasına model olabilir

“Arap ülkelerindeki kalkışma durdurulamaz. Yoksulluk, işsizlik, beğenmediği yönetimi değiştirme imkanın elinde bulunmaması halkı sokaklara döküyor. 22 Arap ülkesinin 10 yıl içinde 50 milyon insana iş imkanı bulması lazım. Ekonomik kalkınma serbest piyasa ekonomisi içinde oluyor. Bu her şeyin serbest bir iklim içinde cereyan etmesi demek. Adam özgür olacak. Fazla kısıtlı olmayacak. Bu ülkelere tam manada olmasa da serbestiyet yolunu açan demokratikleşmenin gerçekleşmesi gerekiyor. Arap dünyasındaki hareketler bir Arap uyanışı olabilir. Arap dünyasının küçük burjivazi, mal ve hizmet üreten Anadolu sermayesi gibi bir orta sınıfına ihtiyacı var.

Türkiye tecrübesi ile bu ülkelere örnek olabilir. Anadolu sermayesinin temsilcileri ilişkileri geliştirebilir. Batı dünyasına ve Arap dünyasına ‘siz de bize yardımcı olun Arap orta sınıfını oluşturalım’ diyebiliriz.

,,,,,

(*)İlhan Kesici :CHP milletvekilliğinden istifa eden İlhan Kesici ODTÜ mezunu, 1977 yılında DPT’na uzman olarak girdi. Turgut Özal’ın bürokratı olarak Kamu Yatırımları Daire Başkanlığı yaptı. 1991’de DTP Müsteşarı oldu. Döneminde İslam ülkeleri ile ilişkiler genel müdürlüğünün kurulmasından sonra İslam ülkeleri ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi konusuna özel önem verildi.

,,,,,,,,,

Her yıl üç büyük organizasyon üç büyük rapor yayınlıyor. IMF, Dünya Ekonomik Görünümü Raporu. Dünya Bankası Dünya Kalkınma Raporu ve BM İnsani Gelişme Raporu. Dünya ölçeğindeki bu raporlarda gruplandırma yapılmıyor. Ancak ilk defa 2002 yılında BM İnsani Gelişme Raporunun yanında Arap Dünyası İnsani Gelişme Raporu yayınlandı. 2009’a kadar 5 rapor var. Bir zaman periyodu içinde son 30 senenin ekonomik verileri mukayeseli bir şekilde veriliyor. Arap dünyasındaki ekonomik çarpıklık gözler önüne seriliyor.

Hiç yorum yok: